

Ebeveynlerin Çocuklarının Her Boş Zamanını Bir Sosyal Etkinlikle Doldurma Eğilimi
Çocuklar okula başladığı andan itibaren onlara bir hobi kazandırma, bir müzik aletine veya bir spor dalına yönlendirme çabalarımız da başlar. Elbette ilgileri dahilinde yapılan tüm yönlendirmeler çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal duygusal gelişimleri için faydalı ve etkilidir. Ancak günümüzde anne babaların çocukları için çoklu etkinliklerden oluşan paket programlar hazırladıklarını, hafta sonları ve hafta içi okul çıkışlarında her boş dakikalarını bu programlarla doldurmaya çalıştıklarını sıkça görüyoruz. Oysa onlara bir uğraş kazandırmaya çalışırken boğmamak da önemli. Hafta arası bütün gün okula giden, akşam üstlerinde haftada en az bir kez piyano veya gitar dersi alan, hafta sonu hem tenise hem de dansa giden bir çocuğun yorulmaması, sevse bile bıkmaması imkansızdır. Sonrasında da kaçınılmaz güç mücadeleleri başlar. “Haydi oğlum, geç kalıyoruz! Piyano çalışmanı yapsana kızım, hoca gelince mahcup olacağız! Haydi! Haydi! Hep Haydi!” “Bugün gitmesem olmaz mı anne! Off baba! Sonra yaparım Anne!”
Biz anne babalar çoğu zaman kendi çocukluğumuzda yapmak isteyip de yapamadığımız her şeyi çocuklarımızın yapmasını isteriz. Bize sunulamamış her imkânı bir şekilde kendi çocuklarımıza sunmak için çırpınır, gerçekleştiremediğimiz her hayali onların gerçekleştireceğini umut ederiz. Haklıyız elbette. Ancak biz istiyoruz diye çocuğumuzun flüt çalmasını ya da basketbol oynamasını ya da yüzücü olmasını da bekleyemeyiz. Çocuklar oyundan beslenir, oynamayı severler. Her etkinliğin başlangıcı onlar için bir oyundur. Heves ederler, daha doğrusu biz onları heveslendiririz. Ancak her faaliyet emek ister, çalışma ister, zaman ister. Etkinlik beklediğinden daha zorlayıcı olur veya hoşuna gitmezse çocuk vazgeçer. Gitmek istemez, çalışmak istemez. Zorlayınca savaşmaya başlar. O keyifli saatler hem bizler hem de çocuklarımız için eziyete dönüşür. Tabii anne baba olarak uğradığımız hayal kırıklığını söylemeye bile gerek yok. Önce bir şeye başlayıp onu bitirememiş olmasını hazmedemeyiz, sonra boşa döktüğümüz onca paraya ve yıkılan hayallerimize yanarız.
Bu noktada çocuğun dünyasına girebilmek önemli. “Biz” değil, “o” ne yapmak istiyor? Elbette neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verecek yaşta değil, kararı verecek olan gene bizleriz, ama o kararı vermek için o güne kadar gözlem yapmış olmalıyız. O bir birey, sadece “biz” öğrenmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz diye bir sanat veya spor dalına ilgi duyması mümkün değil. Küçük yaşlarda ilgiler çok yaygın ve belirsizdir. Çocuklar, ancak oyunları sırasında ilgi duydukları alanları belli ederler. Top oyunlarından keyif alan bir çocuğu basketbola, futbola veya denizi, suyu çok seven bir çocuğu yüzmeye, sürekli şarkı söyleyen, müziğe ilgi gösteren bir çocuğu enstrüman çalmaya, yani ilgi alanı belirginse o alana yönlendirmek kolaydır. Ancak hiçbir ilgi alanını keşfedemediğimiz durumlarda bir etkinliğe kaydını yaptırmadan önce seçeneklerimizi birlikte gözden geçirmemiz, bilgi almamız, çocuğu bilgilendirmemiz ve hepsinden önemlisi ilgi alanlarını keşfetmelerine izin vermemiz çok sağlıklı olacaktır. Ayrıca öğretmenlerine kulak vermek, onların yönlendirme önerilerini dikkate almak da çok önemlidir. Öğretmenleri eğer geliştirmesi gereken bir alan olduğundan söz ederlerse, örneğin, çekingen yapısı gereği drama etkinliğine yönelmesi önerilmişse, önce çocuğa o alanı tanıtmak, birkaç etkinliğe deneme mahiyetinde katılmasını sağlamak ve ilgisini çektiği takdirde kaydını yaptırmak yararlı olacaktır. Hobiler keyif veren, eğlendirici, dinlendirici uğraş olma özelliği taşır. Bizlerin beklentilerini karşılamak için zorla devam ettikleri programlar çocuklar için eğlendirici olma niteliklerini kaybederek zorunluluğa dönüşürler ki, yetişkinliğe adım attıklarında asla bir daha semtine uğramayacakları, nefret ettikleri uğraşlar halini alır. Sırf zorlanma nedeniyle çok yetenekli oldukları halde bir enstrüman çalmayı veya spor yapmayı reddeden ergenler ve yetişkinlerle karşılaşırız. Tüm bunlara ek olarak bilmeliyiz ki çocuklar ancak 10-12 yaşlarına doğru bazı etkinliklere daha fazla yönelme ve bazılarından uzak durma eğilimi göstermeye başlar. Yani küçüklerimizden bir etkinliğe karşı kararlı bir ilgi görmek için biraz daha yolumuz var.
Şu an içinde bulunduğumuz pandemi koşullarında bile ailelerin etkinlikleri online platformlara taşıdıklarını görüyoruz. Oysa, bugünün çocukları anne babalarına hasret. Ailenin bir araya gelebileceği zaman dilimlerinde hep birlikte vakit geçirmek, birlikte eğlenmek, birlikte dinlenmek çocukların birçok ihtiyacını emin olun karşılar. Çocukla birlikte o etkinlikten bu etkinliğe koşacağımıza birlikte yapabileceğimiz aktivitelere zaman ayırmayı ihmal etmeyelim ve elbette çocuklarımızı ilgilendikleri, zevkle katıldıkları bir veya birkaç hobi alanına yönlendirelim, ama demem o ki unutmayalım azı karar, çoğu zarardır. Çocuğumuza o küçücük vücudunun ve zihninin dinlenmesi için fırsat verelim.



